Alman sendikacının Soma maden kazasıyla ilgili yorumu: “40 yıl geriden geliyorlar”

16.05.2014
Almancadan çeviren: Translators for Justice
Kaynak: http://www.taz.de/Gewerkschafter-ueber-den-Grubenunfall/!138601/

Ölüm madenciliğin bir parçasıymış; Alman sendikacı Ralf Bartels, bu anlayışın Türkiye’de hakim olduğunu söylerken bunun çok yanlış olduğunu vurguluyor.

Söyleşi: Ulrike Winkelmann (Taz – Die Tageszeitung Gazetesi)

Taz: Sayın Bartels, Türkiye AB’ye üye olmuş olsaydı, 300’ü aşkın madencinin hayatını kaybetmesine yol açan Soma’daki maden kazası yaşanır mıydı?

Ralf Bartels: AB’ye dahil olmak, iş güvenliği standartlarında gelişme beraberinde getirir, bu konuda herhangi bir şüphe olamaz. AB’ye katılımı Türkiye’yi yasalara uyulup uyulmadığını gereğince denetlemek zorunda bırakırdı. Sonuçta Türkiye, bu bağlamda 30 Aralık 2012’de 89/391 sayılı “işveren ve işçilerin güvenlik ve sağlık durumlarının düzeltilmesi” başlıklı çerçeve direktifi yürürlüğe sokmuştu.

O halde ne oldu?

Görünüşe bakılırsa fazla bir şey olmadı. Bütün Türkiye’de iş güvenliğini denetleyen görevli sayısı 1.500. Almanya’da denetleyenlerin sayısı 10 ila 20 kat daha fazla.

Türkiye ile Almanya’yı ayıran sadece denetçi sayısı arasındaki fark mı?

Hayır. Sendikalar Soma’daki durumla ilgili bir süredir şikayetlerini dile getiriyordu; sorunlar iki hafta önce muhalefet tarafından parlamentoda hararetli bir şekilde tartışmaya sunulmuştu. Ne yazık ki bu tartışmalar herhangi bir sonuç vermedi. AB’de böyle bir şey olamazdı. Türkiye’de, maden ocaklarında işlerin ölüm olmadan yürümediğine yönelik bir anlayış hüküm sürüyor. Bu bize Türkiye’nin, bizim 70’li yılların başına kadar bulunduğumuz noktada durduğunu gösteriyor. Bu anlayış her açıdan hatalı. İnsanların maden ocaklarında ölmesi şart değil; ayrıca, daha fazla güvenlik, iş verimliliğini de artırır. 80’li yıllardan bu yana bunu kanıtladık biz. Günümüzde AB’deki en büyük taş kömürü madenciliğine sahip Polonya da biliyor bunu.

Türkiye’deki maden işletmecileri arasında neden bilinmiyor bunlar?

İki hafta önce, Alman IG BCE (Alman Maden, Kimya Enerji Sanayi Çalışanları Sendikası) uzmanlarının da katıldığı mandencilikte güvenlik konulu bir toplantı düzenlendi Türkiye’de. Alman uzmanların anlattığına göre, Türk meslektaşları Avrupa standartları talep ettiklerini söylediklerinde girişimciler onlarla alay etmiş. Alay etmişler, düşünsenize! 1992’de 263 insanın hayatını kaybettiği, Türkiye’de bugüne kadar görülmüş en büyük maden kazasının yaşandığı Zonguldak’a gittim. Orada ölenlerin adı tıpkı savaş anıtlarındaki gibi bir mermere yazılmıştı. Madenlerde ölenlere savaşta şehit düşmüş muamelesi yapılıyor. Ardındaki fikir şu: “Ölüm bu işin bir parçası.” Bu doğru değil.

Almanya’daki yeraltı güvenliğini önemli ölçüde iyileştiren buluş neydi peki?

Aslında tek bir buluştan ziyade bir süreçti bu. Ama 1963’te Lengede’de 29 kişinin ölümüyle sonuçlanan kaza ve başka felaketler her seferinde iyileşme adına yeni adımların atılmasında önemli rol oynadı: Giderek daha düşük oranlarda gazı algılayabilen sensörler, yangın ve patlamalara karşı özel korunma yöntemleri geliştirildi. Medyada yayınlanan haberlere göre Soma’daki sorun, yanan bir trafoymuş. Metan gazından kaynaklanan patlamalar da çok sık yaşanıyor; en son 2013’te Kozlu’da 8 kişinin ölümüne yol açmıştı. Ders alınmıyor.

Almanya’da 1955 yılından bugüne 180’i aşkın taş kömürü ocağından geriye sadece 3 tane kaldı; onlar da 2018 yılında kapatılacak. Alman maden mühendislerinin işi kolay demezler mi şimdi Türkiye’de?

Olabilir. Ama bu bizim ne tür bir süreçten geçtiğimizi gösteriyor: Taş kömürü madenciliği, her yıl daha da derinlere indi. Münster yakınlarındaki İbbenbühren maden bacası neredeyse 1600 metre derinliğe sahip. Gittikçe azalan sübvansiyonlara rağmen sürekli daha derinlere doğru inme baskısı altında Alman üretimi dünyanın en iyisi haline geldi. RAG Mining Solutions dünya çapında işletmelere danışmanlık hizmeti veriyor. Her yerde uzmanlığımıza değer veriliyor.

Peki IG BCE, Türkiye’deki meslektaşları için ne yapacak?

IG BCE bugün DGB (Alman Sendikalar Birliği) Federal Kongresi’nde, Adolf Schmitt Vakfı’nı kendine örnek alarak, ölen madencilerin geride kalan çocuklarına destek olmayı kararlaştırdı ve bir bağış hesabı açtı. Bundan iki yıl önce Avrupalı endüstri sendikaları İndustriALL adlı bir birlik kurmuştu. Şu anda bu derneğin başkanı, benim de üyesi olduğum sendikanın başkanı Michael Vessiliadis. Türk meslektaşlarımızın iş güvenliği mücadelesini teknik olarak destekleyeceğiz. Onlar için artık geçerli kural ise şu olmalı: Güvenlik yoksa, iş de yok.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s