İngiltere, göçmen tutukevlerinde çocuk mahkûmların tutulmasına son verme sözünü tutmuyor

04.02.2014
İngilizceden çeviren: Translators for justice
Kaynak: http://newint.org/blog/2014/02/04/child-detention-britain/

Tom Sanderson

“Çocukların Tutukevlerinde Tutulmasına Derhal Son!” adlı inisiyatif göçmen çocuklarının tutukevlerinde tutulmasına karşı yıllardır kendi imkânlarıyla kampanyalar yürüten bir grup kızgın arkadaştan ibaret. Bugünlerde, aklı başında hiç kimse artık çocukların tutukevlerinde tutulmasını destekleyen demeçler vermiyor. UKBA’nın (İngiltere Sınır Ajansı) yılda 2,000 çocuğun üzerine kilit vurulmasını savunduğu günlerden bu yana çok yol aldık. 2009 yılında, Nick Clegg uygulamayı “devlet destekli zulüm” olarak nitelendirirken son derece haklıydı.

2010’da Muhafazakâr ve Liberal Demokrat partilerin koalisyonundan oluşan yeni hükümet çocukların tutukevlerinde tutulmasına son vereceğini açıkladığında memnuniyet duyduk. Konuyla ilgilenen bazı dernekler ve sivil toplum kuruluşları derhal hükümeti tebrik ettiler ve mücadeleden çekildiler. Çocuk hakları derneği Barnardo’s bir adım daha ileri gidip yeni usül aile gözaltı biriminin yürürlüğe girmesi için özel güvenlik şirketi G4S ile sözleşme imzaladı.

Göçmen tutukevlerindeki çocuk sayısı, İşçi Partisi döneminin dehşet verici rakamlarına kıyasla ciddi biçimde azalmış bulunuyor. Ancak hükümet, idari kolaylık savını öne sürerek çocukları göçmenlik kanunu kapsamında tutukevlerinde tutmaya devam ediyor. Bu uygulama değişmediği sürece, politikacılar çok sayıda çocuğun hayatına zarar vermekle kalmayacak, pek çoğunun hayatına da tutuklanma korkusuyla gölge düşürmeyi sürdürecek.

Koalisyon hükümeti, aileler ile çocuklarına özel bir tutukevi yaptırdı. Tutukevinin ismi ise ‘Cedars’ konuldu: “Cedars”, İngilizce “Şefkat, Empati, Onur, Ulaşılabilirlik, Saygı ve Destek” sözcüklerinin baş harflerinden oluşturulmuş bir sözcük. Bu yeni tutukevinden “Ülkeden çıkış öncesi konaklama tesisi” olarak bahsediliyor. Ancak tel örgüler, kapalı devre kamera sistemi (CCTV) ve 24 saat işbaşındaki güvenlik ekibiyle -Cezaevleri Teftiş Müdürlüğü’nün teftişleri de cabası- Cedars’a gönderilen çocukların hâlâ tutukevinde tutulduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Burada niyet Barnardo’s ismini kullanarak tutukevini sevecen bir yermiş gibi göstermek. Aslında, Barnardo’s bu tutukevi işine bulaşmış durumda.

Barnardo’s yetkilileri sürece dahil olarak daha çok katkı sağlayabildiklerini iddia ediyor. Ayrıca, şimdiye dek yapılan yayınlarda ‘kırmızı çizgiler’ olarak anılan sınırların ihlâli durumunda, kamu oyunu bilgilendireceklerine dair söz verdiler. Ancak, daha işin en başında, Çocuktan Sorumlu Devlet eski Bakanı Al Aynsley-Green’in sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz: Devlet fonuyla hizmet veren ya da devlet politikasının uygulanmasına büyük katkısı olan bir kuruluş, o devlet politikasını eleştirmek için gereken bağımsız duruşu nasıl koruyabilir?

Barnardo’s, Cedars’daki çocuklar ile hamile kadınlara karşı uygulanan ve sırf konu yüksek mahkemeye yansıyacak diye yasaklanan güç kullanımı karşısında sessiz kaldı. Bu sessizlik, Barnardo’s yetkililerinin olanlar hakkında konuşmaya pek hevesli olmadıklarının kanıtı. İçişleri Bakanlığı’nın Cedars’daki güç kullanımı konusunda daha önce duyurduğu herhangi bir politikası olmamıştı çünkü tesis göçmen tutukevi kurallarına tabi değildi. Bu, Cedars’ı kanunun varolmadığı bir alana dönüştürdü. Hatta çocuklara, sert eleştiriler alan Yarl’s Wood tutukevinde kendilerine verilenden bile daha az hak verilmişti. “Kırmızı çizgiler”den birinde, “bir ailenin konaklama tesisinde birden fazla kez kalması” durumu iki kereden fazla yaşanırsa, Barnardo’s verdiği hizmetleri geri çekeceğini açıkça belirtiyor. Oysa Cezaevleri Teftiş Müdürlüğü’nün ilk raporunda bu durumun altı kez tekrar ettiği tespit edildi. Barnardo’s’un konuyla ilgili açıklama yapması için uzun süre kampanyalar yürütülse de pek çok büyük mülteci ve çocuk kuruluşu konuyla ilgili fazlasıyla ihtiyatlı davrandı, çoğunluğu tamamen sessiz kaldı. Çocuk tutuklu konusu şimdilerde gündemden düştüğü için rakamlar tekrar artmaya başladı. 2011’de 100 civarına inen rakam, 2012’de 200’ü geçti. 2013 rakamları hala net olarak açıklanmadı ama şimdiye kadar toplamın 170’i bulduğu biliniyor. Tıbbi Adalet kuruluşunun koordinatörü Emma Mlotshwa, “hükümetin daha önceden verdiği sözler doğrultusunda başarıya ulaşma şansı yüksek olan kampanyanın Barnardo’s’un işbirlikçi tutumu nedeniyle alt üst olduğunu” belirtti.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s