10 Ekim – Ölüm Cezasına Karşı Dünya Eylem Günü

12.10.2013
İngilizceden çeviren Translators for Justice
Kaynak: http://humanrightshouse.org/Articles/19654.html

10 Ekim’de Ölüm Cezasına Karşı Dünya Eylem Günü’nün 11. yıldönümü kutlandı. Çeşitli ülkelerden sivil toplum aktivistleri, bu cezanın anlamsızlığı ve infazların acımasızlığı konularını uluslararası kamuoyuna hatırlattı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2007 yılında Ekim ayının 10. gününü Avrupa Ölüm Cezası’na Karşı Mücadele Günü ilan etti. Her yıl 10 Ekim günü kutlanan bu gün, tarihe Avrupa ülkelerinin Ölüm Cezasına Karşı Dünya Eylem Günü’ne katkısı olarak geçti.

Ölüm cezasının kaldırılmasını savunanlar, suçun mahiyetinden, failin karakter özelliklerinden ve devletin hükümlünün yaşamını sonlandırma şeklinden bağımsız olarak, ölüm cezasının her türlüsüne karşı duruyorlar. Ölüm cezası karşıtı görüş, yaşamın devlet eliyle sonlandırılmasını, kişinin haklarından mahrum bırakılmasının en uç örneklerinden sayıyor. Bu zalimce, insanlık dışı ve onur kırıcı bir cezadır. Ölüm cezası, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde beyan edilen yaşama hakkını da açıkça ihlâl etmektedir.

Belarus, ölüm cezasının hâlâ uygulanmakta olduğu son Avrupa ülkesi… Belarus’da infaz, kişinin vurulmasıyla gerçekleştiriliyor. Minsk’teki 1 numaralı cezaevine ait özel polis biriminin yürüttüğü infazın tarihi ve zamanı, tıpkı Sovyetler Birliği zamanında olduğu gibi, önceden açıklanmıyor, hükümlünün cesedi yakınlarına verilmiyor ve defin yeri gizli tutuluyor.

Bu uygulama uzun süredir hem Belaruslu hem de uluslararası insan hakları örgütlerinin sert eleştirilerine hedef oluyor. BM İnsan Hakları Komitesi, Belarus’ta uygulanan ölüm cezasının insanlık dışı ve acımasız bir uygulama olduğunu şimdiye dek üç kez beyan etti. Ayrıca Belarus’un ölüm cezasını uygulayarak Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 7. maddesini de ihlal ettiğini duyurdu. Cezaya dair son komite kararı, 15 Mart 2011’de idam edilen Uladzislau Kavaliou davasında verilmişti.

Hükümetin ölüm cezası konusunda benimsediği gizlilik tutumunun da altını çizmek gerekir. 1990 yılında başlatılan “Belarus’takı Ölüm Cezasına Karşı İnsan Hakları Savunucuları” kampanyasının temsilcileri, sadece onaylanan ve infazı yapılan ölüm kararlarının sayılarını bildiklerini söyledi. Bu bilgiye göre, 1990 yılından beri Belarus’ta 329 kişi ölüm cezasına çarptırıldı. Bunlardan 281’i 1990 ile 1999 yılları arasında suçlu bulundu. 1999 yılından sonra hükümlü sayısında ciddi bir düşüş oldu. Örneğin 2000 yılından 2013 yılına kadar 50 ölüm cezası onaylandı. Sayılardaki düşüş, 1998’de Belarus Ceza Kanunu’nda yapılan bir değişiklik sonucu, müebbet hapis cezasının ölüm cezasına alternatif oluşturmaya başlamasıyla açıklanabilir.

“Ölüm cezası adil olmadığı gibi faydasız da. Hiçbir yargı sistemi adaletsiz uygulamalardan ya da haksız yargılamalardan arınmış değil. Ölüme mahkûm edilen herkese kendini savunma fırsatı da verilmiyor. Son olarak, ölüm cezasının toplumdaki varlığının cinayet ya da diğer şiddet eylemlerinin sayısını azalttığı hiç görülmemiş. Düşünün ki bir katil suçunu itiraf etti. Mahkemeye sunulan cinayet delilleri de su götürmez. Kişi yine de ölmeli mi? Hayır. Valiantsin Stefanovich (Belarus İnsan Hakları Merkezi), Karim Lahidji (Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu), Florence Bellivier (Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu) ve Fransa’da ölüm cezasına karşı, 30 Eylül 1981’de cezanın iptali Parlamento tarafından kabul edilene dek mücadele eden Fransız Avukat Robert Badibter’in yaptıkları ortak açıklamada belirtildiği üzere, “Toplumlar başka çözümler aramalı, ölüm cezasına yasal alternatifler sunabilmeli”.

Ölüm cezasına çarptırılan Pavel Seliun’un kişisel başvurusu BM’de kayda geçirildi

10 Ekim’de “Belarus’taki ölüm cezası karşıtı insan hakları savunucuları”nın basın toplantısı sırasında, BM’nin ölüm cezasına çarptırılan Pavel Seliun’un temyizini kayda geçirdiği ortaya çıktı. Bu bilgiyi veren, mahkûmun vekili Andrei Poluda idi.

Buna bağlı olarak, Pavel Mikalayevich Seliun’nun BM’e yaptığı bireysel başvurunun BM İnsan Hakları Komitesi tarafından 2289/2013 numarası ile kayda geçirildiği Belarus Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı’na bildirildi. İnsan hakları savunucularının İç İşleri Bakanlığı’na hatırlattığı üzere: “Usul Kuralları kapsamındaki 92. kural uyarınca, kişiye bireysel iletişim hakkı teslim edilene kadar devlet ölüm cezası uygulamamalıdır”.

İnsan hakları savunucuları, Seliun’nun bireysel başvurusu BM İnsan Hakları Komitesi tarafından değerlendirilmeden infazının gerçekleştirilmemesini talep ediyor.

Bu davadaki denetleme görevi de Dış İşleri Bakanlığı’na ait. Bu yüzden insan hakları savunucularının Dış İşleri Bakanı’ndan da talepleri şöyle: Dış İşleri Bakanlığı, Temyiz Mahkemesi, Başsavcılık ve İç İşleri Bakanlığı’nı Pavel Seliun’nun BM İnsan Hakları Komitesine yaptığı bireysel başvurudan haberdar etmelidir. Yine Temyiz Mahkemesi, Başsavcılık Dairesi ve İç işleri Bakanlığı gibi devlet organları aracılığıyla, Belarus Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara uyup uymadığı denetlenmelidir. Ayrıca bu anlaşmalara uyulması hususunda ilgili devlet organlarına Dış İşlerince gerekli desteğin verilmesi gerekmektedir.

Sözü edilen devlet kurumlarına görev ve sorumluluklarının tekrar hatırlatılmasının temel nedeni, daha önceki ölüm cezalarının, hükümlünün BM İnsan Hakları Komitesi’ne başvuru yapmış olması dikkate alınmadan ve Komite tarafından talep edilen geçici koruma önlemleri alınmadan derhal uygulanmış olmasıdır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s