Suriye’deki İç Savaşta YouTube Üzerinden İnandırıcılık Kavgası

21.10.2013
Kaynak: http://www.taz.de/Buergerkrieg-in-Syrien-/%21125940/
Almancadan Çeviren: Translators for Justice

Geleneksel medya Suriye’deki olaylarla ilgili haber yapmakta yetersiz kalıyor. Bu boşluğu karşıt gruplar, kendi çektikleri fotoğraf ve videolarla doldurmaya çalışıyorlar.

Beyrut ap. İki buçuk yıldır Suriye’de devam eden iç savaştan sonra bilinen birşey varsa, o da, çatışmalarda haber yapma ve haberleri yayma biçimiyle ilgili bir ilk yaşandığıdır. Amatör filmciler, ki bunlar akıllı telefon kullanan, internet erişimi olan ve bir mesajı dünyaya yaymak isteyen herkes olabilir, YouTube, Twitter ve diğer sosyal paylaşım ağları aracılığıyla dünyanın bu savaşa bakışını önemli ölçüde etkiledi.

Sosyal medya üzerinden her yere ulaşan on binlerce video, bir yandan Beşar Esad yönetiminin tutumuna karşı öfke duyulmasına neden olurken öte yandan her iki tarafın da uyguladığı iddia edilen şiddet eylemleriyle ilgili büyük bir tepkiye yol açtı.

Olaylara müdahil olan tüm taraflar kendi amaçları doğrultusunda çeşitli videolar paylaştıkları için, gerçekle propagandayı birbirinden ayırmak da daha güç oldu.

İnternette yayınlanan videoların çoğu Esad karşıtları tarafından oluşturuluyor. Muhaliflerin elinde olan neredeyse tüm bölge ve karargahlarda video çekme ve yayınlama işiyle uğraşan bir basın ofisi bulunuyor. Daha düşük sayıda olsa da, hükümet yanlıları da video üretiyor. Onlar aynı zamanda düşmanlarının filmlerini inceleyerek filmler üzerinde oynandığını saptamaya ve kanıtlamaya da çalışıyorlar.

Haberler çatışma bölgesinin dışında hazırlanıyor

Vietnam savaşında ya da 1991 ve 2003 yıllarında yaşanan körfez savaşlarında yabancı yayın organları doğrudan çatışmanın olduğu bölgeden haber yayınlıyordu. Suriye’ye de basın mensupları gönderiliyor ve onlar da hayati tehlikeyi göze alarak haber yapıyorlar. Yalnız 2012 yılında Suriye’de en az 28 gazeteci yaşamını yitirdi. Ancak çalışabiliyor olsalar bile, kısıtlı bir süre için görevlendiriliyorlar, ayrıca Suriye yönetiminin getirdiği kısıtlamalar da var. Bu nedenle, Suriye’deki olaylarla ilgili haberlerin büyük bir kısmı ülke dışında oluşuyor ve bunların hazırlanmasında internet üzerinden paylaşılan çok sayıda video da kullanılıyor.

Kuşkusuz bu videolar, dünya kamuoyunun, 100.000’den fazla kişinin hayatını kaybettiği bu kanlı çatışmayla ilgili pek çok ayrıntıyı görmesini sağladı. İsrail’deki College of Management Academic Studies (COMAS) Üniversitesi Dijital İletişim Bölüm Başkanı Juwal Dror’un ifadesiyle “geçmişte, bir olay hakkında haber yapacak bir yayın organı olmadığında, o olay hiç olmamış gibi olurdu.” Dror’a göre amatör haberciler olgusu “savaşın kurallarını değiştiriyor”. “Hiçbir kısıtlama yok, bu haber yapmanın ucuz ve kolay bir yolu, üstelik hiç kimseden izin almak da gerekmiyor.”

Uluslararası kamuoyunun Suriye’de 21 Ağustos’ta yaşanan kimyasal saldırıya karşı tepkisind, can çekişen insanları ve aralarında çocukların da bulunduğu sayısız cesedi gösteren görüntülerin önemli payı vardı. Bu videolar muhalifler tarafından çekilmişti. Suriye hükümeti ise suçlamaları reddetti ve saldırıların isyancılar arasındaki marjinal gruplar tarafından yapıldığını öne sürdü.

Beyaz Saray, bu konuyla ilgili tutumunu, ABD gizli servisinden gelen bilgilerin yanı sıra 100 video ile “sosyal medya üzerinden paylaşılan ve Şam’ın en az 12 farklı bölgesinden gelen binlerce habere dayanarak” geliştirdi. Amerikan hükümetine göre, muhaliflerin tüm bu videoları, tıpçılar ve sivil toplum kuruluşlarınca görüntüler üzerinden incelenen fiziksel belirtileri çarpıtmış ya da uydurmuş olması mümkün değildi.

Esad karşıtı video ve fotoğraflar

24 yaşındaki video aktivisti Camal Flitani Şam’da yaşanan zehirli gaz saldırısının sonuçlarını belgeleyen kişilerden biriydi. Mühendislik öğrencisi olan ve Esad rejimine karşı ayaklanma başladıktan sonra arkadaşlarıyla birlikte cep telefonlarıyla protesto videoları çekmeye başlayan Flitani, “Doğrusu çektiğimiz videoların Amerikan hükümeti ve batılı devletlerce kullanılacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Biz yalnızca görevimizi yaptık” diyor.

Uydu kanallarında yayınlanan benzer video ve fotoğrafları gördüklerinde, yaptıkları işin ne denli önemli olduğunu fark etmişler. Flitani şimdi, muhaliflerin Duma’daki bir basın ofisini yönetiyor.

Artık isyancıların kontrolündeki neredeyse her semtte teknik donanımı iyi olan ve pek çoğu körfez devletlerinden destekçiler tarafından finanse edilen bir basın merkezi bulunuyor. Buna karşılık Esad rejimi ve hükümet yanlıları düzenli olarak, internete isyancıların ordu kontrolündeki bölgelere yaptıkları saldırıların görüntülerini yüklüyorlar.

Devlete bağlı medya kuruluşları hükümet tarafından yapıldığı iddia edilen katliamların görüntülerini de yayınlıyor ve bu videoları, fotomontaj olduklarını kanıtlamaları için uzmanlara inceletiyor. Kimyasal gaz saldırılarıyla ilgili görüntüler konuşulurken Suriye’de yaşayan katolik bir rahibe ekrana çıkmış, filmdeki tutarsızlıklara dikat çekmişti.

Videolar güvenilir mi?

Rusya Dışişleri Bakanı Sergej Lawrow, rahibenin açıklamasını, bu saldırının isyancılar tarafından gerçekleştirildiği görüşünü destekler bir ifade olarak kullanıyordu. Kendisi de Facebook, Twitter ve Instagram’dan yararlanan Esad ise, Eylül ayında CBS kanalına verdiği bir röportajda Amerika’yla alay ediyordu: “Biz Amerikan hükümetine benzemeyiz. Biz sosyal medya hükümeti değiliz. Biz gerçeklerle ilgilenen bir hükümetiz.”

Madalyonun iki yüzü var. Viedolar, bir yandan savaşa ve yaşanan vahşete dair belki de hiç gün yüzüne çıkmayacak önemli bilgiler sunuyor. Öte yandan da gerçekleri çarpıtılabiliyorlar. Nitekim sosyal medyada dolaşan bazı videoların asılsız haber olduğu anlaşıldı.

Güney Kaliforniya Üniversitesi Gazetecilik ve Diplomasi Profesörü Philip Seib’a göre YouTube videolarının medya tarafından ana haber kaynağı olarak kullanılması üzerine henüz araştırma yok. Leib, en zor olan şeiny bu videoların içeriklerinin kontrol edilmesi olduğunu söylüyor. Çünkü bazı videoların nereden geldiği bile bilinmiyor. Leib, bu nedenle medya kuruluşlarının büyük bir sorumluluk taşıdığı, ancak YouTube’un etkisinin fazla abartılmaması gerektiği görüşünde: “Bence YouTube bu savaşa dair fikir geliştirebilmek açısından önemli bir araçtır, fakat belirleyici etken değildir”.

Dror’a göre ise, insanlar geleneksel medyanın yetersiz kalmasından doğan boşluğu kendi imkanlarıyla doldurmak zorunda kaldılar. “Bu onlar için neredeyse bir hayatta kalma mekanizmasına dönüştü. Eğer dünyanın olanlardan haberi olmasaydı, kimse eyleme de geçmezdi.“

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s