Hamza Kaşgari Davasındaki Muamma

Şubat 2012
İngilizce’den çeviren: Translators for Justice
Kaynak: http://www.indexoncensorship.org/2012/02/hamza-kashgari-deport-saudi-arabia/

Yazan: Malik Imtiaz Sarwar

Bu yazının bir versiyonu 18 Şubat 2012’de The Edge‘de yayımlanmıştır.

Malik Imtiaz Sarwar, Suudi gazeteci Hamza Kaşgari’yi dine saygısızlık içeren tweetleri yüzünden sınırdışı eden Malezya hükümetinin, sonucu köşe yazarının hayatına mal olacak olsa bile, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ve diplomasiye öncelik verdiğini öne sürüyor.

Malezya, 12 Şubat’ta Hamza Kaşgari adındaki genç bir Suudi gazeteciyi, idam cezası gerektiren dine hakaret suçlamalarıyla karşı karşıya olduğu ülkesine iade etti.

Kaşgari, sosyal paylaşım ağı Twitter üzerinden Hz. Muhammed ile konuştuğunu hayal ederek yazdıklarının ardından patlak veren tartışmalardan sonra Suudi Arabistan’dan kaçmıştı. Kaşgari durumun yatışacağı umuduyla özür dilemiş ve tweet’lerini silmişti. Fakat çabaları yetersiz kalmış ve dine hakaretten hakkında tutuklama emri çıkartılmıştı. Kaşgari Yeni Zelanda’dan siyasi sığınma hakkı almayı ümit ederek ülkeden kaçmış, ama Kuala Lumpur’da tutuklanmıştı.

Görünüşe göre Malezyalı yetkililer Kaşgari’yi tutuklama ve sınır dışı olayının duyulmasını istemiyordu. Ancak, haber yayılmaya başladı. Yetkililer kendilerini ve kasıtlı eylemlerini haklı çıkarmaya kalkıştı. Tutuklamanın Interpol girişiminin bir parçası olduğu öne sürüldü. Ancak Interpol konuyla ilgili haberleri yalanladı. Daha sonra durumu suçlu iadesi uygulamasının bir parçası olarak ilişkilendirmeye yönelik girişimler yapıldı. Ama Malezya’nın Suudi Arabistan ile bir suçlu iade anlaşması bulunmuyordu.

Tayin edilen avukatlar, müvekkilleri Kaşgari’yle buluşmak ve onun serbest bırakılmasını sağlamak için çalışmalara başladı. Fakat, avukatlar yetkililerin çoktan tek taraflı olarak Kaşgari’yi Suudi Arabistan’a gönderme kararı verdikleri gerçeği hakkında yanıltılmış ve bilgilendirilmemiş görünüyordu. Pazar günü, yüksek mahkeme yargıcının sınır dışı edilmeyi geçici olarak engelleme çabaları da boşa çıktı; Kaşgari, amaçlanan yasal itirazın biliniyor olmasına rağmen sabahın erken saatlerinde sınır dışı edilmişti.

Malezyalı yetkililerin sergiledikleri tavrı sorgulamaktan insan kendini alamıyor. Malezya, gazeteciyi Suudi Arabistan’a gönderme konusunda herhangi bir yasal yükümlülük altında değildi; ayrıca, iki ülkenin arasında suçluların iadesi anlaşması yok, yani Kaşgari’nin Suudi Arabistan’da yaptıkları Malezya’yı ilgilendirmiyordu. Kaşgari Malezya’da herhangi bir suç işlememiş ve ülkeye geçerli seyahat belgesiyle giriş yapmıştı. Malezya’da kalmak niyetinde değildi; son durağı Yeni Zelanda olacaktı.

Daha önemli bir soru var: Kaşgari neye dayanılarak tutuklandı? Bu soru, yetkililer tarafından açıklığa kavuşturulmadı, tek söyledikleri Kaşgari’nin Suudi Arabistan’da aranıyor olduğuydu. Bir kişinin yaşam ve özgürlüğü Malezya yasalarınca garanti altına alınmıştır; ancak suç işlerse tutuklanabilir. Kaşgari Malezya’da bir suç işlememişti, bu yüzden tutuklanmasının yasal oluşuna itiraz etme hakkı vardı. Avukatların ihzar emri başvurusunda bulunmalarının nedeni buydu.

Durum hayli ironik. İçişleri Bakanı, Kaşgari’nin sınır dışı edilmesini suçlu iadesi olarak haklı göstermeye çalıştı. Ama durum böyle olsaydı, iadesi edilecek kişi, iade emrinin geçerliliğine itiraz hakkına sahip olurdu. Julian Assange’ı ilgilendiren suçlu iadesiyle işlemleri takip edenler Assange’ın iadeye karşı nasıl çetin bir mücadele verdiğini görecektir. Aynı şekilde, General Augustus Pinochet de İspanya’ya iadesi konusunda mücadele etmişti. Bu gibi durumlarda, iade edilecek kişinin iade edilirse onu sınır dışı edecek ülkedekinden daha sert sonuçlarla karşılaşacağını gösterme hakkı vardır.

Kaşgari söz konusu olduğunda da durum açıkça böyleydi. Malezya’da suç sayılmayan ya da idam cezası gerektirmeyen bir şeyi yaptığı için, artık idam cezasıyla karşı karşıya.

Kaşgari’nin ölüme mahkûm edilmesi yönündeki güçlü olasılıktan Malezya makamları ısrarla kaçtı. Durumun bir iç Suudi meselesi olduğu yönünde saf tutmayı seçtiler. İlginçtir ki, zaten Hamza’nın işlediği öne sürülen suçun terör eylemiyle bir ilgisi yokken, İçişleri Bakanı, Malezya’nın teröristler için bir sığınak olarak görülemeyeceğini söyleyecek kadar ileri gitti.

Ve tüm bunların altında yatan, Malezyalı yetkililerin hiçbir müdahale yapmalarına gerek olmadığı gerçeğidir. Kaşgari, Yeni Zelanda’ya uçuş yapmasına karışılmayabilirdi ve sorun da Yeni Zelanda’nın sorunu olurdu.
Tüm bunlar kaçınılmaz bir sonucun içine doğru sıralanıyor. Malezya hükümeti, sonuç köşe yazarının hayatına mal olacak olsa bile, yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda hareket etti ve diplomatik menfaat önceliğini Hamza Kaşgari’nin en yasal haklarına tercih etti. Hükümet bunu yaparken yasal yükümlülüklerini tamamen hiçe sayarak hareket etti.

Bu görüşümde yalnız değilim. Ulusal İnsan Hakları Komisyonu (SUHAKAM) da yaptıkları yüzünden yetkilileri kınadı.
Ilımlılık, ilerleme ve uluslararası insan hakları çerçevesinin temellerine bağlılığı hakkındaki tüm konuşmalarının yanında, Malezya hükümetinin yalnızca siyasi olarak uygun bulduğunda insan haklarını korumaya istekli görünmesi üzücü. Daha açık söylemek gerekirse, umursuyormuş gibi de görünmüyor.

Umursasaydı, Hamza Kaşgari kendini savunma fırsatı bulabilirdi.

Malik Imtiyaz Sarwar avukatlık yapmaktadır ve Malezya Ulusal İnsan Hakları Derneği başkanıdır. Twitter hesabı: @malikimitiaz

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s