“Cezaevi içinde Cezaevi”: Kazak Şair Aron Atabek’in Hücre Hapsi

24.06.2013

İngilizce’den çeviren Translators for Justice

Kaynak: http://www.huffingtonpost.co.uk/cathal-sheerin/a-prison-within-a-prison_b_3491209.html

 
Yazan: Cathal Sheerin

Altmış yaşındaki şair Aron Atabek, başında başlıkla ve kelepçeli olarak loş bir odanın içinde dolanıyor. Ona eşlik eden gardiyanlar Atabek’in diğer mahkûmlarla herhangi bir iletişim sağlamasını önlüyor; zorla giydirdikleri başlık sayesinde Atabek onları göremiyor bile. Ödüllü şairin kısa, günlük egzersiz düzeni işte bu.

atabek

Egzersiz sonrası Atabek, 24 saat boyunca gözetleme kameraları altında tutulduğu ve -yapabildiği zaman- yazabildiği hücre hapsine geri götürülüyor. Bazı günler, maskeli adamlar hücresine giriyor; eşyalarını yağmalıyor ve son ziyaretlerinden bu yana ne yazmışsa el koyuyorlar.

Bu, korkunç, distopyacı bir fantezi değil, Kazakistan’ın muhalif seslere davranış şekli. Her ne kadar kendinden fayda sağlayan Batılı güçlere karşı ülkeyi modern, iş-dostu bir devlet olarak tanıtsa da, fosil yakıt zengini Kazakistan, yolsuzluk ve insan hakları ihlâllerinin sık görüldüğü, gerçekten bağımsız seslerin tolere edilmediği ve 2011’de en az 15 petrol işçisinin katledildiği bir ülke.

Atabek, Arkalyk kentinde, Kazakistan’ın en sert hapishanelerinden birinde tutuluyor. Aralık 2012’den beri hücre hapsinde ve 2014 yılı sonuna kadar orada kalmaya devam edecek. Bu ceza, Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in otokratik rejiminin dobra bir eleştirisi olan Avrasya’nın Kalbi’ni yazdığı için. Atabek şiir ve nesir karışımı bu yapıtını, 2006’da protestocular ile polis arasında çıkan çatışmalarla ilgili suçundan cezaevinde tutulurken yazdı, eseri hapisten gizlice çıkarıldı ve 2012 yılında internette yayımlandı.

Yetkililer bunu öğrendiklerinde Atabek’i Kazakistan’ın en acımasız hapishanelerinden birine, en kötü yere gönderdi. Ceza, Kazak standartlarına göre bile sertti. Kazak gazeteci ve Savaş ve Barış Muhabirliği Enstitüsü’nde (Institute of War and Peace Reporting) Orta Asya Editörü olan Saule Mukhametrakhimova’ya göre bunun sebebi şöyle: “Cumhurbaşkanı her şeyi gerçekten kişisel algılıyor. Nazarbayev’i eleştirmeye başladığınız anda onun bir numaralı düşmanı olursunuz.”

Atabek, Nazarbayev’in görevdeki 23 yılı boyunca sürdürdüğü bozuk rejimini eleştirmiştir ve Mukhametrakhimova’nın söylediğine göre, Avrasya’nın Kalbi “Tüm hassas noktalara saldırıyor. Nazarbayev aleyhine kanıt toparlıyormuşcasına, Nazarbayev’in ülkenin kaynaklarını nasıl çarçur edip, Batılı şirketlere sattığını ve siyasi özgürlükleri nasıl sınırladığını, yani rejimin bütün yanlış yönlerini listeliyor. Atabek tüm bunlardan cumhurbaşkanını sorumlu tutuyor. Bunu yapmaya çalışan çok az insan var ve onlar da zaten bedelini ödüyor.”

Shanyrak

Atabek, neredeyse altı yıldır hapiste. 2006 yılında Kazak yetkililerin Shanyrak denen gecekondu bölgesini yerle bir etme girişimlerine karşı yapılan protestolara katılmasının ardından, 2007 yılında 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Protesto, şiddetli çatışmalar ve bir polis memurunun ölümüyle sona ermişti. 2006 yılında, Shanyrak’ın yaklaşık 4000 kişilik bir nüfusu vardı ve evsiz aileler için bir sığınak niteliğindeydi. Yetkililerin, Kazak elitlerine lüks apartmanlar inşa etmek için (böylece binlerce gecekondu sakinini evsiz bırakarak) alanı temizlemek istedikleri duyurulduğunda, tanınmış bir sosyal aktivist olan ve Shanyrak’ın Arazi ve Konut Komitesi Başkanlığını yapan Atabek, sakinlerin bir abluka organize etmesine yardım etti.

14 Temmuz 2006 sabahı, çevik kuvvet ve buldozerler Shanyrak’a geldi. Kazakistan’da daima sert olan polis, sakinleri dağıtmak için plastik mermi ve cop kullandı. Bazı göstericiler buna şiddetle tepki gösterdi. Çatışma saatlerce sürdü; çok sayıda sivil yaralandı, bir polis memuru ise yanıklardan dolayı hayatını kaybetti. Birçok tanık Atabek’i şiddeti durdurmaya çalışırken gördüğünü söyledi.

Yargı Süreci

Daha sonraki günlerde, yaklaşık 100 kişi çatışmalarla bağlantılı olarak tutuklandı; 24’üne hapis cezası verildi. Atabek üç suçla cezalandırıldı: 1) kitlesel itaatsizlik organize etmek, 2) rehine alınımına ve 3) bir polis memurunun öldürülmesine yardım ve yataklık etmek. Atabek tüm suçlamaları reddetti ve gerçek suçluların yetkililer olduğunu beyan etti. Ama suçlu bulundu ve Karazhal’daki hapishaneye gönderildi.

Aldığı hükümden sonra, Yüksek Mahkeme’deki davaya bakılmadan kısa bir süre önce, kovuşturmanın iki ana tanığı ifadelerini geri çekti: İşkenceye maruz kaldıklarını ve Atabek’e karşı tanıklık etmeleri için şantaja uğradıklarını söyledi. Tanıkları yalancı şahitliğe zorlamak Kazakistan’da yaygın bir polis taktiği olmasına rağmen, Yüksek Mahkeme tanıkların yeni ifadelerini asılsız sayarak reddetti. Bazı kişiler, tanınmış, uzun süredir Kazak hükümetinin eleştirmeni, ya da, oğlu Askar’ın sözleriyle: “totalitarizme karşı yenilikçi bir savaşçı” olduğu için, Atabek’in mahkemenin öfkesinin bir darbesini yediğine inanıyor, Mukhametrakhimova durumu basitçe şöyle ortaya koyuyor: “Yetkililere göre bölge sakinleri Atabek kadar tehlikeli değildi. Bu yüzden örgütleyenin peşine düştüler.”

Cezaevi içinde Cezaevi

Karazhal’daki sürgün yerinde, kendisini suçlu görmeyen Atabek hapishane üniformasını giymeyi reddetti. “Gerçek bir adam şeref ve haysiyetini savunmalıdır” dedi o anda. Ceza olarak iki yıl süren ilk hücre hapsini aldı. Cezaevindeki diğer tutukluların arasına döndükten dokuz ay sonra, Avrasya’nın Kalbi’nin yayımlanması üzerine tekrar hücre hapsine geri gönderildi.

2011 yılında, İşkence Özel Raportörü, BM İnsan Hakları Konseyi’ne hücre hapsiyle ilgili bir rapor sundu.
Raportör: “Fiziksel koşullar ve hücre hapsi cezaevi sisteminin, insan kişiliğinin öz onuruna saygısızlık olması ve ciddi zihinsel ve fiziksel acı ya da eziyete sebep olması, zalimane, insanlık dışı ya da onur kırıcı muamele veya cezaya tekabül etmektedir” şeklinde belirtti. Devletlerin “ceza olarak hücre hapsinin yasaklamasını” önerdi ve “15 günü aşan uzun süreli hücre hapsinin mutlak yasağa tabi olmasını” tavsiye etti.

Atabek şu anda zalim ve insanlık dışı bir muameleye varan koşullarda tutuluyor: Hapiste geçecek zamanının üçte birini hücre hapsinde geçirdi; ailesinin son iki yılda kendisine gönderdiği onca mektup ve koliden yalnızca ikisini alabildi; anti-Nazarbayev makaleler dikte edecek korkusuyla telefon görüşmesi yapmasına izin verilmiyor; yazı malzemelerine ve doğal ışığa erişimi engelleniyor.

Atabek hapis cezasını “hapishane içinde hapishane” olarak tanımlıyor.

12 Ekim 2013′te PEN Almanya Merkezi’nin internet sitesinde yayımlanan, Tutuklu Yazarlar’ın (Writers in Prison) kaleme aldığı ve çevirisi blogumuzda yer alan “Aron Atabek Kazakistan’da yattığı hapishaneden PEN’e mektup yazdı” başlıklı yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s