İstanbul’un Kalbinde; Liderin Saplantısı, Belki de Aşil Topuğu

07.06.2013
İngilizce’den çeviren: Translators for Justice
Kaynak: http://www.nytimes.com/2013/06/08/world/europe/in-istanbuls-taksim-square-an-achilles-heel.html

Michael Kimmelman
Olağan bir günde, Taksim Meydanı, otobüslerin ve kalabalığın karmaşası;  plazalar, caddeler, dükkanlar ve taksilerin kornalarıyla tam bir arapsaçıdır. Türkiye’nin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, burayı  tamamen temizlemeye ve yeni bir alışveriş merkezi, yeni bir cami ve trafiği yer altına taşıyacak tünellerden oluşacak  yayalaştırılmış bir bölgeye dönüştürmeye kararlı.

Buna karşı ortaya çıkan hareket, meydanı, ses çıkaran, öfkeli ve azimli protestocularla doldurdu.  Şimdilerde, öğle vakitleri  müezzinin okuduğu ezanın sesine, işçi sendikalarının türküleri ve Anti-kapitalist Müslümanların megafondan yaptığı konuşmalar  karışıyor. Geceleri, davulcular ve şarkıcılar, toplanan kalabalığı şafak vaktine kadar coşturuyor.

Mısır’daki Tahrir ve New York’daki Zucatti Park’ından sonra, en son Taksim de halkın gücünün bir hatırlatıcısı oldu. Meydan çatışan dünya görüşlerinin karşı karşıya geldiği bir arenaya dönüştü: Dayatmacı bir liderin, tepeden inme, neo-Osmanlıcı,  ulusu bölgesel bir güç olarak gören muhafazakâr vizyonuna karşı;  modern demokrasinin tabandan gelen, çoğulcu, düzensiz, öncelikle gençlerden oluşan,  daha az İslamcı bir vizyonu.

Akrabalarıyla birlikte, bir bankta oturmuş başörtüsüyle meydandaki protestoları izleyen, 41 yaşındaki Esin, şöyle diyor: “Taksim herkesin kendi mutluklarını, kederlerini, politik ve sosyal görüşlerini özgürce ifade ettiği bir yer”. Tutucu komşularının kınamasından çekinerek soyadını vermekten kaçınıyor ve ekliyor: “Hükümet, halka danışmadan bu meydanı “temizlemek” istiyor”

Böylece halka ait bir alanın Taksim gibi alçakgönüllü ve karmakarışık bir  kalıntısı bile ,  aslında kendini , sanal topluluklar üreten sosyal medyadan çok daha güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Devrimler ete dokunur.  Taksim’de daha önce hiç tanışmamış insanlar,  birbirlerini, ortak kaygılarını ve kolektif seslerini  keşfettiler.  Bir araya gelen vücutların gücü, en azından şu anda, demokratik bir an yarattı ve liderlere tehlikeli bir politik eleştiri yöneltti.

Taksim’in kuzey köşesinde bulunan ve Erdoğan hükümetinin, alışveriş merkezi inşaatına yol açmak üzere buldozerlerin girmesini  emretmesinin ardından çadır yerleşimlerinde ve derme çatma geçici barakalarda kalabalıkların iyice yoğunlaştığı, Gezi Park’ında, farklılıkların bir arada toplanmış olmasını  “Kendimizi bulduk” diyerek tarif ediyor, 41 yaşındaki mimar Omer Kanıpak .

İşte aksaklık burada. Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyeti kurmasından bu yana, Türkiye’nin başına gelen en güçlü lider olarak ortaya çıkmıştı başbakan, ancak bu onu ne mimar ne de şehir planlamacısı yapar. Diğer uzun süreli yöneticiler gibi; dev camilerin detayları gibi boş şeylerle  gündemi meşgul ederek, devasa köprü ve kanal projeleri planlayarak , kentsel dönüşüm ve ekonomik kalkınma adı altında toplu konut yaşamını icat ederek , bir baş tasarımcının gömleğini giydi. . Hedef,  kendince yazdığı bir kamuya açık alan senaryosunu  hayata geçirmek. Ve Taksim, modern İstanbul’un hayat dolu kalbi , Erdoğan için bir  saplantıya,  belki de onun “Aşil topuğu”na dönüştü.

Buna şaşmamalı.  Taksim’in son derece kentli, akıcı, düzensiz, açık ve öngörülemez dokusu modern, çok kültürlü Türkiye’nin merkezi olan bölgenin tarihsel kimliğini yansıtıyor. Burası 19. yüzyılda fakir Avrupalı göçmenlerin yerleştiği yer.  1980’lerde, eşcinseller için bir sığınak, gece kulüplerinin, yabancı film gösterimlerinin yapıldığı sinema salonlarının ve Fransız stili kapalı çarşıların yeri ,  batakhanelerle dolu bir muhitti . 1939 yılında kaldırılan Taksim’deki Ermeni mezarlığının mezar taşları,  Fransız kent planlamacısı Henri Prost tarafından tasarlanan ve göğe yükselen oteller,  araç yolu üzerindeki göbekler,  meydanda şu anda kapalı olarak bulunan ve ismini Atatürk’ten alan opera binası gibi karmakarışık detaylar içeren bir cumhuriyet dönemi projesi olan Gezi Parkı’nın merdivenlerini inşa etmek için kullanıldı. Hem de modernliğin bir sembolü olarak.

Başbakan’ın trafiği yer altına alacak şekilde  planladığı yayalaştırılmış büyük plaza fikri, meydanı “pürüzsüzleştirmeyi” ve yerine neo- Osmanlı temalı bir alan yaratmayı amaçlıyor. Erdoğan son günlerde,  Gezi’nin şu anda bulunduğu yerde yapılması planlanan ve “kırpılmış” Osmanlı kışlasının içinde yer alacak alışveriş merkezinin inşa edilmesi konusunda geri adım attı. . Ancak yakındaki yoksul Tarlabaşı mahallesini yerle bir etmek ve yerine lüks apartmanlar inşa etmek niyetinde . . Projelerinden bir diğeri de,  protestoları karantinaya alırcasına, şehrin güney kıyılarında,  kitlesel toplantılar için planlanmış “hijyenik” bir gösteri alanını öngörüyor: bir anti-Taksim. Gerçek Taksim ise şehrin merkezindeki azılı halk tabakası . Bu arada,  Erdoğan, çoktan Taksim’e çıkan ana cadde ve muhitin belkemiği olan İstiklal Caddesi üzerindeki sevilen bir sinemayı ve eski bir profiterol dükkanını yıktırdı.

Bu yüzden,  Gezi Parkı’nın bardağı taşıran son damla olması pek çok Türk için sürpriz olmadı. Sosyolog ve protestocu Pelin Tan bunu, “Özgür alanlara ihtiyacımız var” şeklinde ifade ediyor .

Mimari eleştirmen Gökhan Karakuş ise “Halka ait alanlar  kentli, kozmopolit kimlik demektir” diyerek ortaya koyuyor fikrini . “Bu tam da başbakanın istemediği şey. Gezi Parkı’na protestolarıyla sahip çıkan Türk insanı, oranın kendilerine liderleri tarafından bahşedilen bir yer değil, kendilerine ait bir yer olduğunu düşünüyor, bu anlamda başbakanın orayı yok etme girişimi geri tepmiştir” diye de ekliyor.

Olabilir.  Ancak, Erdoğan, sadece polisin orantısız şiddet kullanımının protestoları tırmandırmasından ötürü üzüntü duyduğunu söyleyerek, parkın yıkılacağına dair ifadesini tekrarlamış oldu.  Binlerce destekçisinin alkışları eşliğinde “Vandalizm ve kanunsuzluğa dönüşen bu hareketler derhal sona ermelidir ” diyerek uyarıda bulundu. Gezi ise bu sırada çadır yerleşimleri, ücretsiz yiyecek ve giyim malzemeleri dağıtan “komün-market”, bir çocuk kreşi, bir kütüphane, bir revir, hatta bir veteriner kliniği ve buldozerlerin ağaçları ilk söktüğü yerde yeşeren bahçesi ile bir festival köyüne evrildi.  Mimarisi ise ustaca planlanmış: Basit taşıyıcı iskeleler, faydalanmacı, birbiri üstüne yaslanmış tenekeden yapılar ve piknik masası olarak kullanılan işe yaramaz beton babalar ve sandıklar. Park, aynı zamanda, bir anda orada bitiveren kendi ekonomisini de yarattı, Türk köfteleri,  sirke (biber gazına karşı)  ve Guy Fawkes  maskeleri satan işportacılarla doldu.

Hürriyet Daily News gazetesinde perşembe günü yayınlanan bir kamuoyu araştırması , protestocuların yüzde 70’inin kendilerini herhangi bir partiye “yakın hissetmediklerini” gösterdi.  21. yüzyılda politika, kişisel özgürlükler ve halkın özel alanlarıyla ilgili. Meydandaki protestoyu izleyenlerden biri olan Esin, kendi muhafazakâr ailesinin bile, Erdoğan’ın alkolü yasaklayarak ve metroda öpüşen çiftlere çıkışarak fazla ileri gittiğini, düşündüğünü ekledi.

Şimdi protestocuların bayrakları ve flamalarıyla bezenmiş olan Taksim Meydanı’ndaki Atatürk heykelinin yanında, kendini Kader olarak tanıtan, Türkiye’nin kuzeyinden gelen bir fotoğrafçılık öğrencisi buldum. “Buraya takılmaya geliyorum, çünkü her tarzdan insan var ve eğlenceli” dedi. O konuşurken başörtülü bir kadın ve eşi kolkola yanımızdan geçtiler. Kader “Başbakan meydanı kendi özel mülkü kabul ediyor” diyerek bize durumu açıkladı.

Sn Erdoğan’ın, otobüsleri ve taksileri kaldırıp; Taksim’i tek ve büyük bir yaya alanı yapma planı, meydanı zarif bir alışveriş alanına dönüştürmekten çok, yayalardan gelen canlılığının yok olmasına yol açarak,  tahmin edilemez ve renkli enerjisinden arındıracaktır. Barikatlardan dolayı meydana sadece az sayıda taksi ve otobüsün girebildiği birkaç günden sonra, Sn. Erdoğan’ın tünel fikrinin mantıksızlığı daha da barizleşti: Önemli bir trafik krizi yaşanmadı.

“Her şeyi yayalaştırmanın işe yaramadığını 1960’larda öğrendik” diyor, Harvard’da  mimarî  ve şehircilik eğitimi veren Hashim Sarkis. “Dengeyi tutturmak daha iyidir. Taksim gibi her an her şeyin olabileceği, belirsiz alanlar için söylenebilecek çok şey var. Oraya otoriteler tarafından bir tehdit olarak algılanan gücünü veren de bu değişkenliği. Meydan fazla dağınık ve açık.”

Erdoğan’ın yenileme projelerinden bir başkasını, tıpkı şu an Taksim’de planlanan tünel gibi halkın otobüs ve taksilere binmek için yeraltına indikleri Dolmabahçe Tünelini görmek için bir taksiye bindim. Yayan gidilebilecek bir yer değil.  Şoförüm, 42 yaşındaki Erdal Baş, tünelin trafik sıkışıklığını azaltmaya bir faydası olmadığını, ben sormadan söylüyor: “Sadece sıkışıklığa katkıda bulunacak yeni bir yol daha eklendi” diyor.

Roman’ların bin yıldan fazla süredir antik şehir surları içinde yaşadıkları, Sulukule mahallesine doğru gidiyoruz. Erdoğan’ın hükümeti, yakında açılacak olan bir toplu konut projesi için çoğunu evlerinden taşınmaya zorladı.  Eski sokaklardan geride kalanların ise aileler ve oynayan çocuklarla canlı olduklarını görüyorum. Bitişikteki  üç dört katlı,  beton, cam ve ahşap kullanılarak yapılan ve dublex, triplex dairelerden oluşan yapılar ise daha çok banliyölerdeki ofis komplekslerinin albenisine sahip.

Gezi Parkına döndüğümüzde, bir pankartta Nazım Hikmet’in eski bir şiiri yazılı:

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, 

Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında. 

Bir mimar,  Bay Kanıpak,  bana Erdoğan’ın mimari müdahalesinin yarattığı tehdidin, “ilk kez otokratik bir devlete direnmekle ilgili  korku duvarlarının yıkılmasına yaradığını”  söylüyor. Bununla birlikte, Erdoğan’ın son konuşmalarından sonra gerilim hızla artıyor.

Kamuya ait alanlarla ilgili çekişmeler, her zaman, kontrol karşısında özgürlük, ayrımcılık karşısında çeşitlilik üzerinedir. Burada mücadelesi verilen bir meydandan fazlasıdır..

Bir milletin ruhudur.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s