Berlin Barosu Başkanının Türkiye Berlin Büyükelçisi Karslıoğlu’na 14.06.2013 tarihli mektubu

14.06.2013

Çok acil! Derhal iletilmesi ricasıyla

Bu hafta başında İstanbul’da 49 avukat daha toplu olarak göz altına alındı

Sayın Büyükelçi,

Daha 22.11.2011 tarihinde Türkiye’de 47 avukatın tutuklanması Berlin’deki avukatların yanı sıra dünyanın her yerinden çeşitli avukat birliklerinde kaygı uyandırmış ve bu, gönderilen yazılarla dile getirilmişti. Bunun ötesinde Avrupa’daki avukatlar, 24.01.2012 ‘tehdit altında olan avukatlar günü’nü Türk avukatlarına ithaf etmişti. O gün, yüzlerce avukat kendi ülkelerinde, toplam 16 diplomatik temsilciliğin önünde protesto eylemlerinde bulunmuştu. Almanya’da Türkiye Düsseldorf Başkonsolosluğu ile Türkiye Berlin Büyükelçiliği önünde protesto gösterisi yapılmıştı. Aynı gün, Berlin Barosu tarafından Elçiliğe, ekte bir nüshasını bulacağınız mektup iletilmişti.

Elçilik temsilcileri protesto eylemine büyük ilgi göstermiş, birisi bu mektubun altında imzası bulunan ben olmak üzere, eyleme katılan iki avukatı görüşmeye kabul etmişti. Bu şekilde Berlin avukatları, Ekim 2011’deki tutuklamalarla ilgili kaygılarını elçilik temsilcisiyle son derece olumlu bir ortamda, yüz yüze yapılan ve yaklaşık 30 dakika süren bir görüşmede dile getirebilmişti. Elçilik temsilcisi görüşmenin sonunda bize cevabi bir yazı gönderileceği sözünü vermişti, ancak bugüne dek ne yazık ki elimize böyle bir yazı geçmedi.

Bu arada ülkenizde avukatların içinde bulunduğu durumunda daha da kötüleme görüldü. Balyoz davası olarak adlandırılan davada, savunma avukatlarının haklarını kullanması öylesine engellenmiştir ki, avukatların vekillik görevini yerine getirebildiği konusunda haklı kuşkularımız var. İstanbul Barosu başkanı, Balyoz davası yargıçlarına ceza davalarında avukatların hak ve yükümlülüklerini hatırlatıp onlardan meslektaşlarının görevlerini yerine getirmesini engellememelerini rica ettiğinde ise kendisine karşı da dava açıldı.

17.3.2013 tarihinde baronun yaptığı olağanüstü bir toplantıda yalnızca İstanbul Barosu’nun üyeleri değil, Türkiye’deki çok sayıda baronun başkanları ve yönetim kurulu üyeleri dava açılan meslektaşlarının yanında olduklarını etkileyici bir biçimde gösterdiler. Konuk olarak toplantıya katılan, yurtdışından gelen avukat birliklerinän temsilcileri de İstanbullu meslektaşlarıyla dayanışma içinde olduklarını ifade ettiler. Ben de Berlin Barosu’nu temsilen bu olağanüstü toplantıda bulunmuştum. Aynı durum, Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk duruşmasında da yaşandı, ben de zäne bizzat gözlemci olarak orada bulundum.

Ayrıca Kürt avukatların durumu da Berlin’li avukatlarda kaygı uyandırıyor. 30.11.2012 tarihinde, uluslararası bir insan hakları ödülü ve bildiğim kadarıyla avukatlar tarafından avukatlara verilen tek insan hakları ödülü olan ‘Ludovic Trarieux Ödülü’ kürt avukat Muharrem Erbey’e verildi.

Berlin avukatlarının Türk meslektaşlarına duyduğu dayanışma konusunda fikir edinebilmeniz için yazıya Berlin Avukat Gazetesi’nde çıkan, 24.1.2012 tehlike altındaki avukatlar günü, 30.11.2012 tarihinde yapılan ödül töreni, 17.3.2013 tarihinde katıldığımız olağanüstü baro toplantısı ve 17.5.2013 tarihindeki duruşma gözlemciliğimiz üzerine yazılan haberleri ekliyorum.

Tüm yaşananlardan sonra, bu haftanın başında, İstanbul’un en büyük adliye binasında barışçıl bir şekilde eylem yapan avukatlar yine toplu olarak gözaltına alındı. Bu durumu, Berlin’li avukatlar büyük bir kaygıyla karşılıyor. Milliyet gazetesi tarafından internette yayımlanan video, müdahalede bulunan polislerin avukatları seçtiğini, yalnızca onları adliye binasından çıkardıklarını gösteriyor. Bazılarının bileklerine nedensiz bir biçimde kelepçe takıldığı anlaşılıyor. Avukatların gözaltına alınmasından sonra da kayda değer sayıda insanın adliye binasında kaldığı düşünüldüğünde polisin doğrudan avukatları hedef alarak şiddet uyguladığı izlenimi uyanıyor. Avukatlara uygulanan böylesine keyfi bir muamelenin hiçbir yasal temeli olmasa gerek.

Kaygı sözcüğü, gözaltına alınan meslektaşlarını savunmak isteyen avukatların da tutuklanması karşısında zayıf kalıyor. Bu uygulamalar, bizim için hiçbir koşulda kabul edilemez. Vekilleri savunmak için gelen avukatların da tutuklandığı söyleniyor. Bu tutum, devlet tarafından olayların tırmandırılmak istendiğini gösteriyor.

Bize ulaştığı kadarıyla tüm Avrupa avukat birliklerinin de paylaştığı bu kaygıyı sizinle doğrudan yapacağımız bir görüşmede dile getirmek isteriz. Görüşme sırasında 24.1.2012 tarihli yazımıza vereceğiniz yanıtı da öğrenmek isteriz. Ayrıca görüşmede şu konunun da açıklık kazanması bizim için önem taşıyor:

Yönetim kurulumuzdan en az iki meslektaşımızla İstanbul’a gelerek tehdit altında olan meslektaşlarımıza, bu arada serbest bırakılmış olsalar da, Türk vekilleriyle birlikte destek vermek istiyoruz. Bu durumda Alman avukatlar tutuklanma ve sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalır mı? Bize ne tür güvence verebilirsiniz?

Alman meslektaşlarımızın başına Kasım 2011’de Diyarbakır’da bir İtalyan avukatın başına gelen şeyin gelmesinin önüne geçmek isteriz. O meslektaşımız daha havalimanında ülkeye giriş yaparken tutuklanarak zorla sınır dışı edilmişti!

Mektubum elinize geçtikten sonra sekreterliğinizi arayarak sizinle görüşmek için randevu isteyeceğim.

Saygılarımla,

(Häusler)
Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Sorumlusu

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s