Türkiye’deki Göstericiler Kim? Araştırmacıların Saptamaları İlginç

Türkiye Başbakanı şimdiye kadar onlardan “çapulcular”, “yağmacılar”, ve “marjinaller” diye bahsetti. Protestocular ise bu yakıştırmalardan gocunmak şöyle dursun,  onların arasındaki otorite karşıtı çapulcular tabirini gururla sahiplendi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çok amaçlı bir emlak projesine dönüştürmek istediği yeşil alan Taksim Gezi Parkı’nda süregelen protestolar çevreci bir gösteri olmanın ötesine geçtikçe,  gerek yurt içinde gerek yurt dışında gittikçe daha fazla insanın sorduğu soru şu: Kendilerini ülkelerinde ortaya çıkan bu siyasi tartışmanın bir anda merkezinde bulan bu binlerce insan kim?

Türkiye çapındaki bu gösterilerin geçmişte pek de örneği yok. Geçtiğimiz on yıldaki protestolar olsa olsa bir seçmen kitlesiyle diğeri arasında gerçekleşen, sınıflandırması kolay protestolardı. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen ve ülke çapına yayılan protestoları anlamak ise biraz daha zor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi araştırmacıları tam da bu amaca yönelik bir anket yapmak üzere hafta başında Gezi Parkı’ndaydı. Bunun yanısıra internet üzerinden 3000 kişinin katıldığı başka bir anket de yapıldı.

İlk bakışta, Gezi Parkı’nın bitişiğindeki Taksim Meydanı’ndaki protestocular iyi eğitimli, muhtemelen politik olarak aktif liberallerden oluşan, eşit oranda kadınlı erkekli homojen bir grup gibi görünüyor.

Oysa anketin sonuçlarına göre katılımcıların yarısından fazlası daha önce hiçbir toplu gösteriye katılmamış. Ankete katılanların (kadınlar ve erkekler dahil) yüzde 70’lik bir kesimi kendini Türkiye’deki mevcut hiçbir siyasi partiye yakın hissetmiyor.

Anketi dolduranların yüzde 60’ından fazlası 30 yaşın altında; yaklaşık yüzde 40’ı ise 19 ile 25 yaşları arasında.

Gezi Parkı protestocularına kendilerini nasıl tanımladıkları sorulduğunda verdikleri cevap: “laik” (yüzde 65), “apolitik” (yüzde 55) ama hepsinden çok “liberal” (yüzde 80’den fazla).

Yüzde 90’ın üzerinde bir çoğunluk, başbakanın fazla otoriter olduğu, demokratik hakların saldırıya uğradığı ve polisin göstericilere karşı aşırı güç kullandığı noktalarında “kesinlikle hemfikir.” Ankete göre, anket katılımcılarının en büyük dileği protestoların sonucu olarak Türkiye’de bireysel haklara daha çok saygı gösterilmesi.

Hükümetin protestocuların kim olduğu hakkındaki görüşlerinin son birkaç gün içinde evrildiği aşikar. Yetkililer artık barışçıl göstericiler ile amaçlarının kaos yaratmaktan ibaret olduğunu söyledikleri “provokatörler” arasında bir ayrım yapıyor.

AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Perşembe günü “Gezi Parkı’nda protestolara katılan masum bir kalabalık var, bir yanda da provokatörler var, ve öte yanda da gerilimi körüklemeye çalışan, hükümeti sandıkta değil de sokakta devirmeye çalışan bir CHP var,”* dedi.

Sokakta röportaj yapılan protestocuların çoğu Başbakan’ın “kibirli” duruşundan dolayı öfkeli. Birçok kişi, hükümetin gereksiz yere vatandaşların özel yaşamlarına ve özgürlüklerine müdahale ettiğini düşünüyor ve bu politikalara örnek olarak da son dönemde alkol satışlarına kısıtlama getiren yasayı gösteriyor.

Kimilerine göre“Occupy Gezi” hareketi, 1967 senesinde San Francisco’da hippilerin başlattığı sosyal ve kültürel özgürlük hareketi “Aşk Yazı”nın Türk versiyonu – şimdilik seks ve uyuşturucu kısmı hariç.   Kimileriyse bu hareketi 1968 senesinde tüm dünyada dalgalanan sosyal protestolarla kıyaslıyor.

Çoğunlukla hükümet destekçilerinden oluşan diğer bir kesim ise ülke dinamiklerinin, Türkiye tarihindeki siyasi ve sosyal kargaşayı sona erdirme amaçlı üç askeri müdahaleden biri olan 1980 darbesi öncesindekine benzemeye başladığı konusunda uyarılarda bulunuyor. Bu kesime göre protestolar hemen bastırılmazsa sonlarının şiddete varma ihtimali yüksek, zira protestocuların yaptıklarından dolayı sorumlu oldukları merkezi bir otorite yok.

Sosyal bilimciler Türkiye’nin, yakın geçmişindekilere hiç benzemeyen bir ayaklanma sürecinde yepyeni bir insan kitlesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Bazılarına göreyse gösteriler Türkiye’de artık göz ardı edilemeyecek bir toplumsal ayrılığı ve hayat tarzları arasındaki bir farkı açığa çıkardı.

Boğaziçi Üniversitesi Siyasi Bilimler profesörü Hakan Yılmaz’ın sözleriyle: “Gezi Parkı hareketi siyasal bir değişime yol açmayabilir, fakat kesinlikle bir sosyal dönüşüme yol açacaktır, bu da nihayetinde Türk siyasetini değiştirecektir. Türkiye, hükümdarlık etmesi daha zor bir yer haline gelecektir.”

 

Kaynak: http://blogs.wsj.com/middleeast/2013/06/07/who-are-the-demonstrators-in-turkey-researchers-making-some-interesting-discoveries/

İngilizceden çeviren: Translators for Justice

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s