Taksim Gezi Protestolarındaki Görüş Taktikleri

Kate Elizabeth Creasey

2 Haziran Pazar günü, öğleden sonra Gümüşsuyu’ndan Taksim Meydanı’na doğru ilerlerken; ilk farkettiğim şey insanların, protestocuların polisten korunmak için yaptıkları dev barikatın önünde poz vermeleriydi. Arkadaşlar, akıllı telefonları ve tabletleriyle birbirlerinin fotoğraflarını çekiyorlardı. Üzerinde Atatürk’ün resmi olan bir Türk bayrağını bir süper kahraman peleriniymişçesine giyen bir genç, barikatın tepesine çıkarak havayı yumrukladı. Beşiktaş formalı, sarışın bir genç kız, barikatın önünde durarak eliyle zafer işareti yaptı. Arkadaşları, kızın fotoğrafını çekerken kıkırdıyorlardı. Barikatın diğer tarafında ise diz boyu bir etek, kısa kollu bir bluz ve arkası açık, kısa topuklu ayakkabı giyen eşinin fotoğrafını çeken ihtiyar bir adam vardı. Her ikisi de sanki önemli, milli bir anıtın önünde fotoğraf çektiriyormuş gibi hüzünlü bir ifade takınmışlardı.

İstanbul’daki akıllı telefon ve tablet sahibi olan insanların sayısı düşünüldüğünde; Taksim protestoları muhtemelen Türk tarihindeki en fazla fotoğraflanmış olaydı. Görsel bilgiyi çok hızlı bir şekilde sosyal medya sitelerine aktarabilme, protestocuların geçen haftasonu Taksim’de polislere karşı kazandığı zafer adına çok önemliydi. Çevredeki otellerin çalışanları insanlara yardım ediyor ve meydandaki insanların kullanabilmesi için kablosuz internet ağlarının şifrelerini kaldırıyorlardı.

Haftasonu, olayların internette bulduğu yankıların aksine, Türk televizyon kanalları olaylarla ilgili çok az şey gösterdi. Geçen Cuma günü, televizyonlarını açanların gördükleri, börek ve kebap tarifi veren Türk ev kadınlarıydı. Pazar günü bile, meydanda beyaz yayın araçlarının ya da haber muhabirlerinin bulunmaması göze çarpıyordu. Hükümet, protestocuları görünmez kılmaya çalışıyordu fakat buna cevaben, protestocular kendilerini devlete gösterdiler. Protestocular, yukarıdan meydanı izleyen kapalı devre televizyon kameralarını sprey boyayla boyayarak devlet denetimi dinamiklerini tersine çevirebildiler. İzlenmek yerine, ellerindeki kablosuz cihazlarla devleti izleyerek, polisin yaptığı her şeyi kaydettiler.

En ağır çatışmaların olduğu Cuma ve Cumartesi günü orada olan bir arkadaşım, tam korumalı gaz maskeleri olan bir protestocu grubun içinde olduğunu söyledi. Gruptan birkaç kişi, polisin üzerine yürüyüp, göz yaşartıcı gaz bulutu arasında çıkardıkları sprey boyayla polislerin gaz maskelerini boyamışlar. Hiçbir şekilde göremeyen polisler maskelerini çıkarmak zorunda kalarak, kendi attıkları gazın içinde kalmışlar. Bu, bir şekilde kimin gördüğü, ne gördükleri ve nasıl gördüklerini kontrol altına almak için bir savaş.

Protestocuların balonları ve ampulleri boyayla doldurarak kameralara ve TOMA’ların ön camlarına atıp; araçların kayıt yapmasını ya da direkt su sıkmasını önledikleri gibi duyumlar da vardı. Salı günü Beyoğlu Polis Karakolu’na yürürken, Tarlabaşı Caddesi’nde park halinde duran iki tane TOMA gördüm. Bu araçlar genelde korkutucu görünürken, Salı günü utanç içinde görünüyordu. Araçların önünü kaplayan beyaz boya, büyük bir martının pisliğine benziyordu.

Pazar akşamı Taksim’de ve Gezi Parkı’nda aleni bir devlet gözetimi ya da polis görünmüyordu. Devlet otoritesinin tek göründüğü yer, meydanın aşağısında yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya dönüp duran trafik lambalarıydı. Fakat kimse aldırış etmiyordu.

5 Haziran 2013, İstanbul

Kaynak:http://kateelizabethcreasey.com/2013/06/07/tactics-of-vision-in-the-taksim-gezi-protests/

Çeviri: Translators for Justice

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s