Hoşgörü daha 2011’de bitmişti

12.6.2013
Kaynak: http://www.taz.de/1/archiv/digitaz/artikel/?ressort=a1&dig=2013%2F06%2F12%2Fa0042&cHash=494487dc380bf59b306d2a15ce6bcd10
Almancadan Çeviren: Translators for Justice

Jürgen Gottschlich’in Die Tageszeitung (taz) gazetesinin baş sayfasında yer alan yazısı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün sözünü ettiği ve artık bitti dediği hoşgörüyü gerçekte yıllardır göstermiyordu zaten. Türkiye’nin sorunu da bu işte. Erdoğan ve partisi AKP, 2011 yılında yapılan son seçimlerde yüzde 50 oy aldıktan sonra hoşgörünün artık gerekli olmadığına inanmaya başladı.

Erdoğan, ondan önceki yıllarda toplumsal çatışmalarda zaman zaman uzlaşmacı bir tavır sergilemişti, ancak artk tek önemli şeyin, islamcı çoğunluğu oluşturan kendi partisinin programını uygulamak olduğunu gizleme gereği duymuyor. Dindar bir kuşak yetiştirmek istediğini söyleyerek tüm itirazlara karşın yeni bir eğitim sistemi getirdi ve çocukların 4’üncü sınıftan sonra imam hatip liselerine geçmesini olanaklı kıldı – kızlar başörtülerini de takıp gidecekler.

Sonra büyük başkan, kürtaja karşı olduğunu ifade etti, kürtajın etik olmadığını, daha fazla çocuğa ihtiyacı olan ülkeyi zayıf düşüreceğini öne sürdü. Kürtaj uygulaması kısıtlandı, sezeryan neredeyse tümden yasaklandı.

Sanat ve kültüre gelince, Erdoğan’ın bu konuda da net görüşleri var. Devlet tiyatrolarında görüldüğü türde provokasyonların yasaklanması gerekir diyor. Bundan böyle tüm oyunlar sergilenmeden önce kendi partisinden olan kültür denetçilerinin onayından geçecek.

Erdoğan bütün bunları taçlandırmak için bir de İstanbul’un en yüksek tepesine dünyanın en büyük camilerinden birinin temellerini attı. Cami İstanbul’un her yerinden görülebilecekmiş. Yetmedi, üstüne son derece baskıcı bir alkol yasağı getirdi.

Hükümetin işte bu baskıcı, hoşgörüden uzak ve insanların yaşamlarının her alanına nüfuz eden uygulamaları neden oldu bir parktaki ağaçların kesilmesine karşı yapılan eylemlerin ülke çapında bir ayaklanmaya dönüşmesine. Çok sayıda insan ’artık yeter’ diyor. Erdoğan hükümeti ise doğası gereği protestonun nedenini anlamıyor, ’yerli katılımla düzenlenen dış kaynaklı bir komplo’ lafları etmesi şaşırtıcı değil.

Bu komployu yıkmak, Erdoğan için meşru ve gerekli olmanın ötesinde kendini savunmaya yönelik bir eylem. Türkiye gibi bir ülke komplo teorileriyle ne kadar süre yönetilebiir, izleyip göreceğiz. Umarım o süre uzun olmaz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s